Sen Okumazsan Çocuk da Okumaz

Beylikdüzü Eğitim ve Öğrenci Koçluğu

Çocukların eğitimsel gelişimi yalnızca okul sıralarında, ders kitaplarıyla sınırlı değildir. Öğrenmenin temelleri çoğu zaman evde atılır; merak duygusu, araştırma isteği ve okuma alışkanlığı gibi birçok zihinsel beceri, ebeveynlerin tutumlarıyla şekillenir. Bu nedenle bir çocuğun kitaplara, bilgiye ve bilime olan ilgisi, büyük ölçüde ailesinin bu kavramlara nasıl yaklaştığıyla ilişkilidir.

Ebeveynin boş zamanlarında kitap okuması, belgesel izlemesi, yeni şeyler öğrenmeye açık bir tavır sergilemesi çocuğa sözsüz bir mesaj verir: “Bilgi değerlidir, öğrenmek önemlidir.” Çünkü çocuklar söylenenden çok, yaşananı örnek alırlar. Annesini ya da babasını bir köşeye çekilmiş, dikkatle bir kitap okurken gören bir çocuk, bunun sıradan bir günlük alışkanlık olduğunu fark eder. Evde sessiz bir şekilde kitapların arasında zaman geçirmek, çocuğun zihninde okumanın doğal, huzurlu ve keyifli bir etkinlik olduğuna dair bir iz bırakır.

Ne yazık ki günümüzde birçok çocuk, kitapla değil ekranla büyüyor. Televizyon, tablet ve telefon gibi cihazlar çocukların dikkatini sürekli dağıtıyor ve onları kısa vadeli uyarıcılara bağımlı hâle getiriyor. Bu ortamda, ebeveynin kendi zamanını nasıl değerlendirdiği çok daha kritik hâle geliyor. Eğer bir çocuk, ebeveynini elinde kitapla, merak ettiği bir konuyu araştırırken, bir makaleyi not alarak okurken görürse, “bilginin peşinden gitmek” onun için somut bir davranış modeline dönüşür. Bu da yalnızca akademik başarıyı değil, yaşam boyu öğrenme tutumunu da etkiler.

Bilimsel araştırmalar, çocukların okuma alışkanlıklarının, evdeki kitap sayısı ve ebeveynlerin okuma davranışlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. Yani bir çocuğun kitaplarla kurduğu ilişki, büyük ölçüde ailesinin kitaplarla olan ilişkisine benzer. Özellikle erken yaşlarda, çocuklar ebeveynlerinin ilgisine, yönlendirmesine ve örnekliğine ihtiyaç duyar. Bu dönemde birlikte kitap okumak, çocuğa sorular sormak, onu kendi fikirlerini ifade etmeye teşvik etmek, öğrenmenin yalnızca bir zorunluluk değil, keyifli bir süreç olduğunu göstermek açısından son derece değerlidir.

Ayrıca bilimsel düşünme becerisi yalnızca okuma alışkanlığıyla değil, çocuğa sunulan yaşam tarzıyla da gelişir. Evde sık sık “Bu neden böyle?”, “Bunu nasıl öğrenebiliriz?” gibi sorular sorulması, birlikte araştırmalar yapılması, hatalı bilgilerle karşılaşıldığında kaynak kontrolü yapılması, çocuğa eleştirel ve sorgulayıcı düşünmeyi öğretir. Bu ise onu hem akademik hem de sosyal hayatta güçlü bir birey hâline getirir.

Unutmayalım: Çocuğun dünyasında kitaplar, bilim ve öğrenme ne kadar görünürse; çocuğun iç dünyasında da o kadar anlamlı yer eder. Eğer bir çocuk büyürken öğrenmenin doğal bir parçası olduğunu, bilimin hayatı anlamlandırmada güçlü bir araç olduğunu hissederse; bu izlenim ömür boyu silinmeyecek bir iz bırakır.

Bu nedenle, çocuğun öğrenme sürecini desteklemenin en etkili yollarından biri, ebeveyn olarak önce kendimizi geliştirmekten geçer. Meraklı olmak, soru sormak, araştırmak, bilimsel bilgilere değer vermek ve en önemlisi okumak… Çünkü sen okumazsan, çocuk da okumaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir